SALGINLAR, İNSANLAR & BİLİŞSEL YANILGILAR

07 Nisan 2020 Sinem BOZYER

Salgın hastalıklar insanlık tarihinin bir parçasıdır. Son aylarda küresel ölçekte Covid-19 olarak adlandırılan yeni bir tür korona virüsün sebep olduğu bir salgın ile mücadele etmekteyiz. Tüm dünyada ülkeler salgın ile mücadele için çeşitli önlemler alırken, bu önlemlerin her toplumda farklı seviyelerde karşılık bulduğunu gözlemliyoruz. Bu bilgi notunda, insanların hastalıktan uzak durmak yerine neden risk aldıklarının, devlet otoriteleri tarafından yapılan uyarıları neden kulak ardı ettiklerinin, ihtiyaçlarından fazla ürün almayı neden tercih ettiklerinin davranışsal iktisat çerçevesinden bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Covid-19 ile yapılan mücadelede bizlere destek sunacak tavsiyelere, önlemlere ve görüşlere yer verilmiştir.


Yüzyıllardır salgın hastalıklar küresel ölçekte toplumları ve ekonomileri etkileyerek yeniden şekillendirmiştir. Yeni bir tür korona virüsün (Covid-19) sebep olduğu bir hastalık da Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart tarihinde küresel salgın olarak ilan edilmiş ve ülkeler bu salgın ile mücadele için çeşitli önlemler almaya başlamışlardır. Bu önlemler arasında ülke genelinde veya ülkenin bir bölgesinde geçerli olan sokağa çıkma yasakları, eğitim ve öğretime ara verilmesi, uzaktan çalışmaya geçilmesi, kafe, restoran, park, vb. işletmelerin kapatılması gibi sosyal izolasyon önlemleri yer almaktadır. Geleneksel medyada yer alan haberlerde ve sosyal medyada #EvdeKal, #BirlikteYeneceğiz, #HayatEveSığar #EvdeHayatVar etiketleriyle yapılan paylaşımlarla, sosyal izolasyonun önemi sürekli olarak vurgulanmaktadır. Salgının sıfır noktası olan Çin’de alınan önlemler etkisini göstermiş ve kısmen hayat normale dönmeye başlamıştır. Salgının devam ettiği ülkelerde de alınan önlemlere ve toplumun bu önlemlere karşı sergilediği tutumlara bağlı olarak, Covid-19 salgını alınması gereken dersler, maalesef yol açtığı kayıplar ve kötü hatıralarla birlikte tarihte yerini alacaktır.

Ülkemizde özellikle ilk vakanın görülmesi ile birlikte bilim insanlarımız ve devlet yetkilileri Covid-19 salgınının yayılma hızının yavaşlatılması ve kayıpların en aza indirgenmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Burada altı çizilmesi gereken husus, salgınlara dönüşebilecek hastalıkların gelişen teknolojiye rağmen her zaman önceden fark edilemeyeceği veya engellenemeyeceğidir. Salgınların bir kriz olduğu ve sağlık sistemine ne kadar yatırım yapılırsa yapılsın kontrol altına alınamayan salgınların sağlık sistemini işlevsiz hale getirebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle salgın dönemlerinde sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltmak adına toplumun yönlendirilerek, krizin doğru yönetilmesi hayati öneme sahiptir. Zira alınan tedbirler ve yapılan yönlendirmeler her ne kadar doğru olsa da, bireylerin alışkanlıklarından kaynaklanan davranış ve tutumlarını değiştirmek kısa sürede mümkün değildir. Çünkü insanoğlu doğası gereği her zaman kendisinin veya toplumun yararını gözeterek karar vermemekte; özellikle belirsizlik altında rasyonel olmayan davranışlar sergileyebilmektedir. Davranışsal İktisat çalışmaları da işte tam bu noktada salgınının zararlarını azaltabilmemiz için bizlere destek olabilir. Davranışsal İktisat sayesinde davranışlarımızın altında yatan nedenleri anlayabilir ve salgın ile mücadelede bu alandan istifade edebiliriz. Bu yazımızda Covid-19 salgını karşısında alınan önlemlere ve yapılan uyarılara karşı sergilediğimiz tutum ve davranışlarımız davranışsal iktisat perspektifinden değerlendirilmiş ve kararlarımızı etkileyen bilişsel yanılgılar ele alınmıştır. Ayrıca Covid-19 ile mücadelemizde yararı dokunabilecek birtakım öneriler sunulmuştur.

Yazının devamı...