YENİ EKONOMİK ÇALKANTI: COVID-19

06 Nisan 2020 Hakan ERYÜZLÜ

Dünya tarihi birçok salgın hastalık geçmişiyle doludur. Binler hatta milyonlar tarihteki salgın hastalıklarda hayatlarını kaybetmişler fakat insanoğlu bir şekilde her salgından çıkış yolunu bulmayı başarmıştır. Kovit-19 salgını da büyük bir salgın olarak şimdiden tarihe geçmiş durumda. Ölüm riski son salgınlar olan ebola (2013) ve domuz gribi (2009) salgınlarından çok daha düşük olmasına rağmen, yarattığı panik ortamı tüm dünyayı alarma geçirmiştir. Hiç kuşkusuz internet ve sosyal medyanın bu denli gelişmiş olması da söz konusu paniğin yayılmasına ortam hazırlamıştır. En ufak bir gelişmenin anında yayıldığı bu sosyal medya ortamında, spekülatif yalan haberler de bolca yer almaktadır.


Dünya tarihi birçok salgın hastalık geçmişiyle doludur. Binler hatta milyonlar tarihteki salgın hastalıklarda hayatlarını kaybetmişler fakat insanoğlu bir şekilde her salgından çıkış yolunu bulmayı başarmıştır. Kovit-19 salgını da büyük bir salgın olarak şimdiden tarihe geçmiş durumda. Ölüm riski son salgınlar olan ebola (2013) ve domuz gribi (2009) salgınlarından çok daha düşük olmasına rağmen, yarattığı panik ortamı tüm dünyayı alarma geçirmiştir. Hiç kuşkusuz internet ve sosyal medyanın bu denli gelişmiş olması da söz konusu paniğin yayılmasına ortam hazırlamıştır. En ufak bir gelişmenin anında yayıldığı bu sosyal medya ortamında, spekülatif yalan haberler de bolca yer almaktadır.

DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ VE TEPKİLERDÜNYA EKONOMİSİNE ETKİLERİ VE TEPKİLER

Kovit-19 virüsünün sağlık açısından etkileri devam etse de bu yazıda salgının sağlık yönünden ziyade ekonomik yönü ele alınmıştır. Kovit-19’un yarattığı durum tam olarak ekonomik bir şok etkisi göstermektedir. Söz konusu şok hem arz hem de talep tarafındadır. Bu haliyle diğer global krizlerden farklılıklar sergilemektedir. Söz gelimi 2008 krizi gibi bir piyasa şoku ve bununla başlayan bir süreç yaşamıyoruz. Kovit-19’daki şoklar; büyük bir hızla talep azalması (çok fazla sektörde) ve arz tarafında ise firmaların nakit depolama yönünde pozisyon alması ile başlayan ekonomik süreçlerdir. Yine 2008 krizinden farklı olarak aslında talep potansiyeli bulunmakta fakat arz ve talebi buluşturacak piyasa mekanizması sağlıklı çalışmamakta; çalışmayan bu piyasa mekanizması hem Avrupa hem Asya hem de Amerika kıtasında giderek yayılmaktadır. Finans sektöründe de yatırımcılar ciddi şekilde varlık satışlarına başlamış ve sert satış istekleri oluşmuştur (1987’den beri en yüksek oran). Avrupa borsalarında kayıplar %10’u aşarken ABD’de yüksek düşüşlerin ardından işlemlere ara verildiği gözlenmiştir. Özellikle FED erken müdahale ile iki kez faiz indirimine gitmiş, parasal genişleme bütçeleri ilan etmiş, Avrupa da onu izlemiştir. Önümüzdeki kısa sürede diğer merkez bankaları da aynı yolu izleyeceklerdir. Fakat tüm alınmış ya da alınacak önlemlere rağmen 2020’de dünya ticaretinin küçüleceği ve dünya büyümesinin tahminlerin altında kalacağı neredeyse kesin gözükmektedir.

Bu tehlikenin farkında olan ABD, Avrupa ülkeleri, Çin, Japonya gibi gelişmiş ekonomiler para arzını arttırarak küresel ekonomiye destek olmaya çalışmaktadırlar. Aynı zamanda ekonomik paket destekleri ile de ekonomik kriz ortamının oluşmasını önlemeyi hedeflemektedirler. Dünya genelinde Kovit-19 ekonomik önlemleri kapsamında açıklanan destek paketlerinin büyüklüğü 7 trilyon doları geçmiş bulunmakta ve bu tutar 2008 küresel krizinde alınan önlemlerin dahi üzerindedir. Krizin yaz aylarına sarkması durumunda ise bu önlemlerin dahi yetersiz kalacağı görüşü hâkimdir. Morgan Stanley'in baş ekonomisti Chetan Ahya da duruma ilişkin “barış döneminde küresel ekonomik büyüme, en son 1938'de bu kadar baskı altındaydı” değerlendirmesini yapmıştır.

Bir diğer önemli taraf ise dijital dönüşüm ya da dijital dünyaya entegre olmaktır. Kovit-19 sürekli düşünülen; olur mu olmaz mı ya da ne kadar hazırız gibi sorularla gündeme gelen, internet ortamında uzaktan çalışma ve işleri dijital platformlardan yürütme sürecinin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu kanıtlamıştır. Gerek devlet gerek özel sektörde tüm hizmetlerin dijital ortama adapte edilmesi yönünde hızlı gelişmelerin yaşandığı bu sürecin, Kovit-19 sonrası da devam etmesi ve bu sektörde faaliyet gösteren firmaların iş hacimlerinin artması beklenmektedir.

TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ MUHTEMEL ETKİLERİ

Türkiye, gelişmekte olan ve Morgan Stanley'in yüksek cari açık, enflasyon ve dış yatırımlara duydukları ihtiyaç dolayısıyla Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika ile aynı kategoride açıkladığı, kırılgan beşli ülkelerden bir tanesi konumundadır. Bir de üstüne 2018 yılında dolar kriziyle başlayan, 2019 da devam eden makro ekonomik anlamdaki olumsuz gidişat eklendiğinde, Türkiye için toparlanma yılı olarak görülen 2020 yılının pek de öyle olamayacağı sonucu çıkarılabilir. Öncelikle Türkiye ekonomisi, büyümesi dünya büyümesinden çok etkilenen, genelde dünya büyüdükçe büyüyen bir ekonomidir. Bu kapsamda dünyadaki daralma, Türkiye açısından muhtemel olumsuz ekonomik tablonun ana nedeni olacaktır. Bu dönemde politika yapıcılar genişletici tedbirlerle piyasayı canlı tutmaya çalışacaklardır. Yine muhtemel dış yardımların da (IMF, Dünya Bankası gibi Kovit-19 için bütçe ayıran kurumlar) katkısı olacaktır. Fakat talepteki sert düşüş özellikle hizmet sektörü başta olmak üzere ekonomiyi olumsuz etkileyecektir. Tablo 1’de Türkiye için 2014-2018 yılları arasındaki GSYİH’nın bazı sektörlere göre dağılımı özetlenmiştir.

Tablo 1. GSYİH’nın bazı sektörlere göre dağılımı

Kaynak: TÜİK

Yazının devamı...